Kadeh

Kadeh

30 Kasım 2014 Pazar

KARANFİL

Diziyi izlemeye fırsatım olmadı, fragmanında rastladım türküye ve türküyü harika seslendiren Öykü Gürman'a. İnsanın içine işler cinsten olunca araştırma gereği duydum. Kınıfır ne demekmiş acaba diye başlayan araştırma, vay be ne anlamlı sözler düşüncesiyle son buldu.
Sizinle paylaşayım istedim:
"Urfalıyam Ezelden" dizisiyle ünlenen bu güzel türkü dinlenmeye değer. Kulak verin derim.

"Yar uzakta gözüm görmez gülüm aman
Uzatıram elim yetmez
Hasretini çektiğime
Sözlerim çok dilim dönmez

Karanfil bed renk olur
Aşka düşen denk olur
İsterem başıya gele
Göresen ne renk olur

Kan gelir her gözyaşımdan gülüm aman
Ne çektim cahil başımdan
Tutacak dalım kalmadı
Ağlaram can ataşından."

2 Kasım 2014 Pazar

Küçük Şeyler

Dondurucu bir ayaz var bugün. Çok arayıp zor bulduğum işimin kıymetini unutacak kadar öfkeliyim yataktan çıkmaya. İnsanoğluyuz, nankörüz. Elde ettik, değeri kalmadı. 
Memur yağmuru var dışarda; 8 ile 9 arası yağandan, akşam da 6 ile 7 arası yağacak olandan. Şemsiye de evde kalmış, tüy dikmiş. 
Gün rutin, iş çok. Zaman akmış.
Evde inmeyeceğimi söyledim servisçi Mustafa Abi'ye: "Yol üzerindeki bir AVM'de ineceğim." Rutine devam; kulaklığı tak, düşüncelere dal. Bu sefer camdaki yağmur damlalarının birbirine karışması ana tema. Birleştikçe hızlanmaları filozofik boyut. Servisten indiğim anda, o buz gibi ve yağmurlu havada duyduğum koku ise beni silkeleyip kendime getiren şey. Güne yeni başlıyorum hissiyatının ve bu yazıyı yazmamın nedeni: KÖZDE PİŞEN KESTANE KOKUSU. Bu kokuyu içine çekerken ellerin cebinde biraz üşümüş olacaksın ama. Kafan içine kaçmış gibi yürümek de mümkün. Yağmur yerine kar yağsaydı, değmeyin onun tadına. Tadına derken kokusunun tadına. Bu öyle bir koku ki tüm duyuları birbirine karıştırabilecek cinsten bir koku. Hiçbir günün birbirinin aynısı olmadığını, hayatın ufak ayrıntılarda gizli olduğunu, rutini bu ayrıntıların kırdığını düşündüren koku.
Mutlu olmayı büyük şeylere bağlamak hayatı çok uzun sanmakla eşdeğer. Küçük şeylerle mutlu olabilmek ise hayatı gerçekten yaşamak. 
Sadece kestane kokusu değil, meraklanmayın. Ocakta fokurdamaya başlayan pudingin kokusu da bununla yarışabilir.
;)

18 Ekim 2014 Cumartesi

"Teslalar Edison Olmasın."

Keşfedilmesi gereken çok insan, çok yetenek, çok ses var elbette ama bence Suat Aydoğan da keşfedilmeli. 
Akşam trafiğine takılmış eve dönmek için sabırsızlanırken radyoda bu şarkıya denk geldim ve merak ettim bu etkileyici sesin kime ait olduğunu. Eğer dinlerseniz, gerçekten Suat Aydoğan'ın seslendirdiği yerleri daha derinden hissedeceksiniz. Hissedeceksiniz, çünkü bence hissettiriyor.
Lafı uzatmamayı beceremiyorum ama denemek gerekirse, eve geldiğimde ufak bir araştırma yaptım ve Aydoğan'a ait birkaç parçaya daha rastladım. Fakat demem o ki daha çok öne çıkmalı, daha çok tanınmalı, kendini tanıtmalı. Gerçek yetenekler figuran olmamalı, roller adil dağılmalı.

16 Ekim 2014 Perşembe

Ey İnsanoğlu!

Değişebilir mi insan? Hatalarını, eksiklerini, kendine yaptığı haksızlıkları gördüğü halde vazgeçebilir mi kendi olmaktan? Peki korkar mı değişmekten? Başka bir kimlik yaratacak olmaktan? En çok da onu değiştirecek insanların karşısına çıkmasından? Saflığını kaybetmekten? Soğur mu o zaman insanlardan, yaşadığı ortamlardan? Öfkelenip hırçınlaşsa da, üzülüp içine kapansa da, kafasında kurup çatsa da vazgeçebilir mi kendi benliğinden? Eğer bütün bunların cevabı hayırsa neden mücadele eder? Daha kolay bir yolu olamaz mı? Sorgulamadan yaşamak mümkün olamaz mı? İncitmekten korkan insan, incinmeden yaşayamaz mı? Düşündüğü kadar düşünülemez mi? Hissettirdiği kadar hissedemez mi?
Ey insanoğlu cevap verin bunlara. Merak ediyorum bütün bunları. En çok da neyi paylaşamadığınızı!

Tıklayın...

3 Ekim 2014 Cuma

P.S.



 "Hiç kimse izlemiyormuş gibi dans et, hiç incinmemiş gibi sev, hiç kimse dinlemiyormuş gibi şarkı söyle ve dünya cennetmiş gibi yaşa."
                                                                                             Mark Twain